Bu haber kez okundu.

2017 Rüzgar sektörü için önemli bir yıl

 

Olağanüstü deneyimler yaşadığımız, oldukça ilginç gelişmeleri gözlemlediğimiz bir yılı geride bıraktık. Bir yandan geçmişi değerlendirip kendimizce dersler çıkarırken,  diğer yandan 2017’nin hesaplarını, planlarını yapmaya başladık.

 

Biliyorsunuz her yıl rüzgar santrallerine ait istatistiksel verileri paylaşıyoruz. Santrallerimizle ilgili bilgiler henüz netleşmedi. Fakat 5.500- 5.600 MW civarında bir kurulu güç ile 2016 yılını kapatacağımızı düşünüyoruz.

2016 yılında biraz yavaşladık ve eksiklerimizi gidermeye çalıştık. Değişen piyasa koşullarına göre haritalarımızı yeniledik. 2017 yılı eriyen stoklarımızı doldurma, tohum ekme zamanı.

 

2017’nin ilk çeyreğinde 2015 yılı başvurularının yarışma sonuçlarını, 2016 yılından ertelenen 2.000 MW’lık yeni başvuruların alınmasını bekliyoruz. Geçtiğimiz yıllarda orman izinleri nedeniyle bekleyen projelere de çözüm üretmemiz gerekiyor. Eğer bunları çözüme ulaştırırsak 2017 yılı için 1.000- 1.100 MW civarında bir kurulu güce ulaşmak mümkün. Eğer böyle bir çözüm üretemezsek, 700 MW’lar civarında kalacağımızı söyleyebiliriz. Bununla birlikte Türkiye Rüzgar Enerjisi Endüstrisini geliştirecek, uygulanabilir, büyük ölçekli YEKA projelerinin de hayata geçeceği şartnamenin 2017 yılının ilk çeyreğinde açıklanacağını ümit ediyoruz.

Ayrıca sektörümüzün gelişmesi ve 2023 hedefi olan 20.000 MW yatırımların yapılması için hem YEKDEM, hem de YERLİ KATKI mevzuatının 2020 yılına kadar sürdürebilir bir şekilde korunması hatta geliştirilerek 2030 yılına kadar devam etmesinin gerekli olduğunu düşünüyoruz. Rüzgar sektörü ve endüstrisi tam ivme kazanmaya başlamışken bunu daha da hızlandırmak ve geliştirmek bizim elimizde. Kısacası 2017 rüzgar sektörü için önemli bir yıl. Bu yılın ilk çeyreğinde alınacak kararlar rüzgar sektörünün geleceğine ışık tutacak.

 

2009 yıIında yayınlanan Elektrik Enerjisi Piyasası ve Arz Güvenliği Strateji Belgesi’ne göre 2023 yılında; yenilenebilir enerji kaynaklarının elektrik üretimi içerisindeki payının en az % 30 olması hedefleniyor. 2023 yılında toplamda 100.000 MW kurulu güce ulaşılması ve bunun % 20’sinin yani 20.000 MW’ının rüzgardan karşılanması hedefleniyor. Bugünkü koşullarda hedefe ulaşmamızın zor olduğunu biliyoruz. Fakat bu zorluğu kolaylaştırmanın adımlarını Rüzgar Enerjisi Etkileşim Raporunda yayınladık.

 

TÜREK’te ayrıntılarına değindiğimiz ve sonrasında web sayfamızda da paylaşıma sunduğumuz rüzgar enerjisi etkileşim raporunda belirtildiği gibi, her 1.000 MW rüzgar enerjisi santralinin devreye girmesi; cari açıktan karbon emisyonlarına, istihdamdan son kullanıcıya kadar geniş bir yelpazede ekonomiye katkı sağlıyor.

 

2015 yılına dek yapılan 4,7GW’lık rüzgar kurulu gücü ile 2015 yılı istihdamına yaklaşık 12.000- 15.000 kişi arasında katkı sağlandı. Gayrisafi yurtiçi hasılaya katkısı ise 1,7 – 1,9 milyar $ oldu. 2015 yılında rüzgar enerjisi ile üretilen elektrik ile sağlanan doğalgaz ithalatındaki azalma 574 milyon dolara ulaştı.

 

Türkiye’nin Paris anlaşması kapsamında INDC belgesinde 2030 yılında 246 milyon ton karbon emisyonu eşdeğer sera gazı azaltımı yapacağı belirtiliyor. Rüzgar yatırımları ile 2030 yılında gerçekleşecek karbon emisyonu azaltımı belirtilen değerin %7,7’sine denk geliyor.

Ayrıca her yıl 1.000 MW’lık RES gelişimi ile yerli ekipman üreticileri, rekabetçi olabilecekleri bir ölçek yakalayabilecek. 2017-2035 yılları arasında hedeflenen RES yatırımlarının cari açıkta sağlayacağı toplam net azalma ise 12,9 milyar dolar civarında.

Bu veriler gösteriyor ki, atılacak adımların sürdürülebilir gelişimi tetikleyecek şekilde kurgulanması ülkemiz için büyük önem taşıyor.

Rüzgar sektörü tüm paydaşlar için sürdürülebilir, yatırımcı açısından öngörülebilir, son kullanıcıya fayda sağlayan, yerli sanayinin gelişimini destekler nitelikte olursa Türkiye kazanır.

 

Rüzgar sektörü büyürse buna paralel olarak taşıma ve kaldırma sektörü de büyür. Türbinlerin üretim aşamasından,  proje sahasına gelinceye kadar her noktada kaldırma ve taşıma ekipmanlarına ihtiyaç duyuluyor. İşletme sürecinde de bakım onarım çalışmaları aşamasında da kaldırma ve taşıma firmalarına çok iş düşüyor. Sadece bu sektör değil bununla birlikte rüzgar endüstrisine hizmet sağlayan birçok firma, danışmanlık şirketleri, finans kuruluşları da rüzgar sektöründen etkileniyor.

 

Bütün bunların yanısıra gelecekte daha yaşanabilir bir dünya için enerji üretirken seçimlerimizde karbon emisyonu yaratmayan, atık oluşturmayan, doğaya zarar vermeyen, yerli ve tükenmeyecek enerji kaynaklarını tercih etmeliyiz.

Rüzgar enerjisi tam da böyle bir kaynak.  

 

Bunu gerçekleştirmek için her birey kendini sorumlu hissetmeli diye düşünüyoruz. Biz Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği olarak küresel ısınma ile mücadelede önemli rol oynadığını düşündüğümüz rüzgar enerjisinin yaygınlaştırılması ve geliştirilmesi için üzerimize düşen görevi yerine getirmeye çalışıyoruz. Artık elektriğini nereden alacağına karar verecek halkımızın da, rüzgar enerjisinden üretilen elektriği talep ederek bizlere destek olmalarını bekliyoruz.

 

 

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.