Bu haber kez okundu.

ENFLASYON ORANLARI NEDEN DÜŞMÜYOR?

Neslihan Aydaner/Ekonomist

Yıllardır hükümetlerin enflasyon oranlarını tek haneye düşürme planları neden gerçeğe dönüşmüyor dersiniz? Sebebi çok basit, ne zaman ki tüketen toplumdan üreten toplum statüsüne terfi edersek işte o zaman enflasyonla başa çıkacağız demektir.

2017 yılının sonlarına doğru döviz kurları üzerindeki baskının 2018’in ilk çeyreğinde de devam ettiğini görmekteyiz. Bu durumu tetikleyen en önemli unsur ilk etapta  jeopolitik risklerdir. İç piyasamızda süregelen sınır dışı operasyonu hem endeks hem de döviz kurları üzerinde ani dalgalanmalar yaratmaktadır. Dış piyasada ise Fed, döviz kurları üzerinde her ne kadar denge politikası güdüyor gibi gözükse de Fed’in faiz artırımına her olumlu sinyal verişinde bizim gibi gelişmekte olan ülke para birimleri USD  karşısında değer kaybetmeye devam ediyor. Sadece Amerika değil Avrupa para birimi olan EUR karşısında da Türk lirası günden güne değerini yitirmektedir. Merkez bankamızın ise ana paramızı korumaya yönelik attığı adımlar yetersiz kalmaktadır.

MERKE BANKASI’NI TOPUN ÖNÜNE KOYMAMALIYIZ

Tabii ki burada merkez bankasını topun önüne atıp, ekonomik göstergelerde ki her olumsuzluktan sadece onları sorumlu tutmak hiç de adaletli bir yaklaşım olmaz. Merkez bankasının ilk görevi hepimizinde bildiği gibi fiyat istikrarını sağlamaktır. Fiyat istikrarını sağlayabilmesi için de fiyat istikrarının sağlayıcı koşulların oluşturulması gerekmektedir. Fakat yüksek enflasyonun olduğu bir yerde, fiyat istikrarından söz etmek, abesle iştigaldir. Enflasyon oranlarını aşağı çekemediğimiz  müddetçe, merkez bankasının döviz kurlarını dizginlemek için almış olduğu her önlem sadece geçici önlemler olmaktan başka bir fayda getirmeyecektir. Neden enflasyon oranlarını bir türlü aşağıya çekemiyoruz peki? Bu konuya farklı bir açıdan ele almak ve sizlere enflasyonu en basit şekliyle anlatmak istiyorum. En basit tanımı ile enflasyon; mal ve hizmet fiyatlarının genel seviyesini artıran ve dolayısıyla alım gücünü düşüren orana denir. Örneğin; enflasyon oranının %10 olduğu bir ülkede (yıllık bazda) cebinizde ki paranın da aynı oranda eridiği anlamına gelir. Bugün gelişmiş ülkelerin bir çoğu yıllık enflasyon oranları %5 in altında seyir etmektedir. Mart ayı için açıklanan enflasyon oranı, geçtiğimiz yıl mart ayına oranla %10.23 artmış durumda. On iki aylık ortalamaya göre ise %11.14 artış göstermiştir. En fazla artış ise %15.41 ile ev eşyası grubunda gerçekleşmiştir.

TÜKETEN TOPLUMDAN ÜRETEN TOPLUMA...!

Yıllardır hükümetlerin enflasyon oranlarını tek haneye düşürme planları neden gerçeğe dönüşmüyor dersiniz? Sebebi çok basit, ne zaman ki tüketen toplumdan üreten toplum statüsüne terfi edersek işte o zaman enflasyonla başa çıkacağız demektir. Türkiye, dünya ülkeleri içinde kendi kendine yetebilen sayılı ülkeler arasında yer almaktadır. Üç tarafı denizlerle çevrili, dört mevsimin yaşandığı bu verimli topraklarda  pirinç, nohut, mercimek gibi temel gıda ürünlerini bile ithal ediyor olmamız çok şaşırtıcı değil mi? İthal ediyoruz çünkü, ürettiklerimiz nüfusumuza oranla yetersiz kalıyor. Tarım alanlarımız günden güne küçülüyor. Bir toplumun sanayileşmesi gelişmekte olduğunun öncü göstergelerinden biridir fakat verimli tarım arazilerimizin verimli bir şekilde kullanılmayarak temel gıda ürünlerinde dahi  ithal ürünlere yönelmemiz, bizi zamanla dışa bağımlı bir ülke konumuna iter. Nitekim artan nüfusun ihtiyaçlarını karşılayacak enerji kaynaklarımızı da komşu ülkelerden sürekli olarak temin eder hale geldik. Bu kısır döngü içerisinde üretime dayalı olmayan bir ekonomide, dışarıya bağımlı bir toplum oldukça enflasyon oranlarını aşağı çekmek oldukça imkansızlaşmaktadır. Enflasyonla mücadenin ilk ve öncelikli koşulu kesinlikle üreten toplum olabilmekten geçiyor. Ülkemizin en önemli sorunlarından biri olan işsizlik sorunundan tutun da, vergi dağılımında ki eşitsizliğe kadar her türlü sorunun şifası olan üretim imkanlarımızı maksimize eden ve destekleyen yasaların bir an önce yürürlüğe girmesi gerekmektedir. Küresel piyasada günden güne kızgınlaşan ticaret savaşlarında kendi kendine yetebilen, bağımsız bir  ülke ekonomisine sahip olmak istiyorsak bir an önce kendi önlemlerimizi almak zorundayız, aksi takdirde döviz kurunda ki dalgalanmalar,yükselen faiz oranları ve yüksek enflasyonla mücadele için daha fazla efor sarfetmemiz gerekecek.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.